ÖNYARGILAR YAŞAMDAKİ BEKLENEN YERİMİZİ ALMAMIZI ÖNLER
Her insanın yaşamda bir ruhsal yeri vardır. O yer kişiye özeldir ve kişi o yerde yaşamının her saniyesini huzurla ve gelişerek sürdürecektir. Ama çevremize baktığımızda insanlar huzurlu görünmüyor.
Kuşkusuz huzursuzluğun, gelişmeyi başaramıyor olmanın pek çok nedenleri var. Olaylar ve kişiler hakkında elinde yeterli bilgi olmaksızın hüküm vermek, önyargılı olmak bu nedenlerden biridir. Ne yazık ki önyargı adeta toplumsal bir kötü alışkanlıktır.
Bizler bir konuda önyargılı olduğumuz zaman olay daha başlangıçta kaybediliyor. Bu kaybedilen, değerli bir görev, bir dostluk, bir iş imkânı, bize gelişim fırsatı verecek bir ortam olabilir. Hatta güzel bir aile kurma mutluluğunun kaybı olabilir.
Önyargılar birbirimizi anlamamızı, her hangi bir konuda doğruları gerçekleri öğrenmemizi engeller, birbirimizi kırıp gücenmemize neden olur. Çünkü herkes kendini haklı görmektedir.
Önyargı bizi hayırda olmaktan uzaklaştırır. Düşünmeden, yeteri bilgi sahibi olmadan hüküm vermek bir anlamda kendini bilmezliktir.
Hüküm vermek O’na, O Yüceye, HÜKÜMDAR’a aittir, biz eksik bir kul olarak yerimizi bilmeliyiz.
Gerçekler bir anlık düşünceyle anlaşılamazlar. Anladığımızı zannederek düşünürken önyargıya düşerken bazı gerçekler bize ters de gelebilir ve gerçekleri inkâr ederiz. Bu çok büyük bir kayıptır.
O’nun Yolu hüküm verenlerin yolu değildir. Hüküm vermek gönül bağımıza zarar verir.
Hayırda olmayı diliyorsak hüküm verdiğimiz konuları yeniden düşünmek, yeni bilgiler edinmek gerekiyor. Olaylar ve kişiler hakkında düşünürken çok uyanık olmak, düşüncelerimizle ilgili olarak O’nun Rızasını gözetmek bizi gerçeğe yaklaştıracaktır.
Orta Doğudaki son savaşı düşünelim. Önyargılar olmasa o vahşet yaşanır mıydı? O vahşet yaşandıktan sonra tarafların birbirleri hakkındaki ön yargıları artık nesiller boyu silinebilir mi?
